Heidegger, Foucault, Sartre, Popper ve Russell’in Kör Tarafları
Veyis Güngör

Heidegger, Foucault, Sartre, Popper ve Russell’in Kör Tarafları

Geçtiǧimiz Nisan ayının felsefe ayı olarak ilan edilmesiyle, günlük Trouw gazetesi’nin haftalık ‘Din ve Felsefe’ ekinde, günümüzü de etkileyen Batılı düşünürleri ele alan bir yazı dizisi yayınladı. Haftalık yayınlanan makalelerde Martin Heidegger, Bertrand Russell, Michel Foucault, Jean-Paul Sartre, Karl Popper gibi düşünürlerin görüşlerine yer verildi. Seri olarak yayınlanan yazılarda: “Büyük düşünürler bizim gözümüzü açıyor. Ama onların göremedikleri, kör tarafları nedir?” sorusuna cevap arandı.

Avrupalı Türkler ya da Avrupa Türk diasporası olarak, üzerinde düşündüǧümüz ‘Avrupa’da Gelecek Perspektifimiz’i oluşturan dört ana sütundan birisi de Avrupa kültür ve bilim tarihidir. Onun için, bu tarihi yazanların düşüncelerinin daha yakından tanınması önem arzediyor. Buradan hareketle, birer paragraf da olsa Batı düşüncesi mimarlarının kör tarafına, göremediklerine yer vermeyi önem arzediyorum.

Martin Heidegger
Filozof Ivana Ivkovic, “ünlü Alman filozofu Martin Heidegger’in felsefede aradıǧı yeniden canlanmanın politikada Nasyonal-Sosyalizmde de olacaǧını ümit etti. Heidegger bir dönem Nazi Partisi’ne üye oldu. Heidegger metafizik devrimden başka bir şey ümit etmedi. Liberal Demokratik Weimar Cumhuriyeti’nde büyük meseleler için, yeni bir başlangıç, yeni bir kader için, çözüm görmedi” diyor. Heidegger’in, Ivana Ivkovic’e göre kör noktası “Nazi’lerin metafizik devrimi bırakıp, ihtişama olan arzuları istismar etmeleridir”. Heidegger çalışmalarının Nazizm tarafından sahiplenilmesine raǧmen, yirminci yüzyıl felsefesini etkileyemeye devam ettiǧi görülmektedir. “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra felsefe alanındaki gelişmeler Heidegger’siz anlaşılmıyor. Zira Heidegger’siz bir Arendt, Sartre, Foucault veya Derrida anlaşılmaz” görüşü hakim.

Michel Foucault
Filozof Hans Achterhuis, “Yetmişli yıllarda, özellikle sol çevrelerde herkezin eşit olduǧunu düşünürdük. Çocuklarımız otorite karşıtı kreşlere gönderildi. Öǧretmenlerin öǧrenciler üzerinde artık yaptırım gücü kalmadı. Güç, artık geride bırakılan bir şeydi. Düşünmüyorduk. Bu bizim kör noktamızdı” diyor. Örneǧin Türkçeye ‘Hapishanelerin Doǧuşu’ olarak çevrilen eserinde güç ve bilginin insan ilişkilerindeki etkisini araştıran Michel Foucault, “bize anne ve babanın çocuklar üzerinde, öǧretmenlerin öǧrenciler üzerinde güç sahibi olduklarını gösterdi” diyen Hans Achterhuis, bunun yanısıra Foucault’ın “kurumların bizi disiplene soktuǧunu”da öǧrettiǧine dikkat çekiyor. Foucault’ın kör noktasının ise, “güç ve disipline karşı koyabilecek ‘birey’den bahsederken, organize olabilecek ‘biz’i unutmasıdır” diyor Hans Achterhuis. Foucault, ayrıca güç ve şiddet, güç ve otorite arasında var olan farkı ayırt etmeden, her şeyi güç olarak adlandırır.

Jean-Paul Sartre
Simone de Beauvoir ile aleni ilişkisi olan Fransız yazar ve filozof Jean-Paul Sartre düşünürler üzerinde oldukca etkiliydi. İnsanların özgür olduǧunu, sorumlulukların başkalarına ya da Allah’a mal edilmemesi fikri dikkatleri çekmişti. Freudcu görüş gibi, gençliǧimizdeki şuuraltının her şeyi belirlediǧi görüşünü red eden Sartre, insanın kendi düşüncesini kendinin tayin ettiǧini savundu. Sartre farkındalıkla, şuurla her sorunun  çözüleceǧini düşündü. Filozof Hans Achterhuis’e göre Sartre’nin kör noktası da işte tam budur. Sartre, düşüncesini kendisinin tayin edebileceǧini düşündü. Bu doǧru deǧildi, Hans Achterhuis’e göre. İnsan çevresinin bir parçasıydı aynı zamanda.  

Karl Popper
‘Açık Toplum ve Düşmanları’, ‘Tarihsiciliğin Sefaleti: Diyalektik Materyalizm Adı Verilen Nifak Teorisinin Eleştirisi’ gibi kitaplarıyla hafızalarımızda yer alan Karl Popper, liberal Demokrasiyi savundu. Popper, filozof Plato’yı ‘protofaşist’ olarak nitelendirdi. Popper’a göre Plato sosyal mühendis. İdeal toplum düzeninden dem vuruyor. Filozof Ivana Ivkovic, Karl Popper’in “Açık toplum düşüncesi, kendisini tarafsız takdim eden kültür idareciliǧinin yolunu açtı. Popper, siyasetin de duygusal idarecilik olduǧunu görmedi, siyaset sadece mantık ve metodik prensiplere oturtulamaz… Macaristan örneǧinde olduǧu gibi, Popper’in siyaset dışında bırakılan görüşleri, mevcut güç yapılarının düzensiz serbest Pazar veya saǧ poplülizm tarafından çalındı”ǧını düşünüyor.

Bertrand Russell
Ünlü İngiliz filozofu Bertrand Russell mantık ve bilgi (epistomoloji) teorisi üzerine yaptıǧı çalışmayla tanınır. Matematiǧin Prensipleri adlı ünlü eserinde analitik felsefenin temellerini dile getirdir. Russell mantıǧı matematiksel problemlerin çözümü ve felsefi sorunları açıklamada kullandı. Mantıksal bir dil geliştirmeyi kendisine misyon olarak gördü. Filozof Hans Achterhuis’e göre Russell’in kör noktası, “siyasi bir entellektüel olarak insanları mutlu etmek istemesine raǧmen, mutluluǧu hiç bir zaman analiz etmemesidir”. Russell insanları fazla çalışmamaya ve hayattan zevk almaya çaǧırır.

Evet, üç beş cümleylede olsa, yakın çaǧ düşünce ve bilim tarihinde iz bırakmış, nesiller üzerinde etkileri olan bazı meşhur isimleri hatırladık. Avrupa’da bir gelecek tasavvuru iddiasına olan Avrupa Türklerinin bu ve benzeri düşünürlerin fikirlerini ve Avrupa’nın ontoloji anlayışına etkilerini bilmeleri kaçınılmazdır. Geçmişi bilmeden, geleceǧe dair söyleceklerimiz kısır kalır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Almanya’da Atatürk büstü açılışı yapıldı
Almanya’da Atatürk büstü açılışı yapıldı
Podolski, Şanlıurfalı kardeşlerle yeni döner büfesi açtı
Podolski, Şanlıurfalı kardeşlerle yeni döner büfesi açtı