KURU EKMEĞİNİ PAYLAŞAN BİR NESİLDEN...
Kevser Karaarslan

KURU EKMEĞİNİ PAYLAŞAN BİR NESİLDEN...

KURU EKMEĞİNİ PAYLAŞAN BİR NESİLDEN ARDINI ARKASINI DÜŞÜNMEYEN BİR NESİLE

 

Coronavirüs paniği herkesi etkisi altına aldı. Yatıyoruz Coronavirüs, kalkıyoruz Coronavirüs. Evet uyarıları dikkate almalı ve talimatlara uymaya çalışmalıyız, eyvallah. Buna kimsenin itirazı yok. Lakin cılkını çıkarmaya da öyle meyilliyiz ki! Sosyal medyada bilgi kirliliğinden geçilmiyor: ‘’Evinize iki haftalık ihtiyacınız olan  gıdaları alın ve evden dışarıya mümkün olduğunca çıkmayın.’’ diye yazıların paylaşılması insanları paniğe sevk etti. Marketlere akın eden insanlar bırakın ihtiyacı olanı almayı, tabiri caizse yağmalamaya başladılar. Raflar bomboş, normal almamız gerekeni alamaz hale geldik.

 

Durum vahim... içler acısı... içler acısı diye nitelediğim durum rafların boş olması değil, sadece virüs nedeniyle değil, panik nedeniyle de değil. Tek düşündüğü kendisi olan, ne stoklayabilirsem deyip kar sayan, arkasındakini düşünmeyen bir insan topluluğu içerisinde yaşıyor oluşumuz. Herkes kendi paçasını kurtarma derdinde. Ne yani ben kendimi garantiye aldım başkası da ne yaparsa yapsın mı diyecekler. Kardeşi açken evi tıka basa dolu halde olanlar hiç mi umursamayacaklar... Paylaşmayacaklar mı?

 

Allah’tan bir iç savaş durumu söz konusu değil. Baksanıza marketler ve acil ihtiyaç duyulan yerlerin kapatılmayacağını bas bas bağıran yetkililere bile kulak asmaksızın hemen herşey bitmiş, açlıktan ölüyormuşuz gibi yağmalamaya geçtik. Yeterli sayıda market de var, ihtiyacımızı karşılayacak ürünler de düzeni bozmadan raflardaki yerini almaya devam ediyor. Lakin bir haftadır işe geliş ve dönüş aşamasında ihtiyacım olan bir şişe sıvı yağı hala alamamış bulunmaktayım. Ne yapıyorsunuz kardeşim kafanıza dikip içiyor musunuz? Koli koli hücum etmek neden? Yemek yapmaya ihtiyaç duyulan soğanı patatesi bile bir haftalık çabadan sonra alabildim. Zaten geçtiğimiz gün markette şahit olduğum bir olay beni çileden çıkardı. Üç alışveriş arabasıyla markete girmiş bir aile... Her araba da kartonlarla tıka basa dolu. Süt reyonu önünde karşılaştık onlarla, son kalan süt kartonunu zorla kaldıran ailenin kızı dikkatimi çekmişti. Beş karton süt vardı arabada ve son kalan kartonu da alışveriş arabasına yüklemeye çalışıyorlardı. Bu kadar alışverişi biz anaokulu için yapıyorduk. Belki bu kadar sütü de çocuklar için alıyorlardı, anaokulu için mesela. Yaşlı bir kadın geldi o sırada elinde bir tane siyah ekmek var sadece. Süt alacakmış... Hiç kalmadığını görünce kıyamam, yüzü düştü. O an göz göze geldik, ardından az önce son süt kartonunu alan alışveriş arabasına dikildi gözlerimiz. Yaklaşıp bir tane süt istedi aileden. Nasıl bir cevap aldı dersiniz? ‘’Tabii ki buyrun, bizde altı karton var zaten, bir tanesi de sizin hakkınız olsun’’ mu dedi sizce?  Keşke bunu duymuş olsaydım ama ne yazık ki insanların bencil olduklarını yine unutmuştum. Tabii ki vermediler. Dayanamayıp devreye girdim taraf olmamaya çalışarak, marketlerin kapatılmayacağını, bunun kararının alındığını ve duyurusunun yapıldığını anlatmaya çalıştım. ‘’Paniğe gerek yok aldığınız sütler size uzun bir süre yeter zaten’’ deyip geri çekildim. Arkamızdan bıdırdanıyordu hanım efendi.. ‘’Yarın yine gelirmiş, almak istiyorsa sabah erken saatlerde gelmeliymiş, kendileri öyle yapmış.’’

 

Sağolsun bir de bilgilendirilmiş de olduk kendileri tarafından  

 

Ne oluyor insanlığa? Her şeyin bolluğunun yaşandığı bu yüzyılda paylaşma duygumuzu neden yitirdik? Evde yemek yapacak malzemesi olmadığı halde cephelere kuru ekmek taşıyan kadınlarımız nereye kayboldu. Onların yetiştirdiği nesil değil miydik? Genlerimizle mi oynadılar, bu da mı dış güçlerin oyunu? Yitirdik tüm manevi değerlerimizi farkında mısınız, yitirdik... Asla o analarımız gibi olamayacağız bu kesin de, bari azıcık farkındalık bilincini elde edebilsek de toparlamaya çalışsak kendimizi. Değerlerimize sahip çıkmaya çalışsak, insani değerlerimize... Nasıl toparlarız bilemiyorum. Değer yargılarımız çok değişti. Her anlamda aldıkça doymayan bir canavara dönüşmeye başladık. Ardımızı arkamızı düşünmeden vira bismillah dalıyoruz gözümüz kapalı. Bu süreç de geçecek elbet, paniğe taviz vermeden atlatabilsek keşke.

 

Sizden ricam; önce yaşlılarımızı koruyalım onlara öncelik verelim, asıl risk grubunda olan onlar... Zar zor yürüyor bir çoğu, sizin gibi her gün marketlere gidemezler... Alacağı bir paket gıda, bir hafta peşinden mi koşsun?

 

 Allah aşkına bir durun artık! Önünüzü ardınızı bir düşünün!

Panikle evine fazla alışveriş yapan arkadaşlarım lütfen bana kızmayın. Benim vurgu yapmak istediğim o hassas noktayı anlamaya çalışın... Hiç mi doğruluk payım yok?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Pandemiye karşı doğa yürüyüşü ile stres atılıyor
Pandemiye karşı doğa yürüyüşü ile stres atılıyor
Ostfildern DİTİB Camii'nde gasilhane açıldı
Ostfildern DİTİB Camii'nde gasilhane açıldı