Korona virüsün sosyoekonomisi
Muhsin Ceylan

Korona virüsün sosyoekonomisi

Çağımız insanının bildiğimiz en büyük belası olduğu anlaşılan SARS-CoV-2 (Kovid-19) virüsü, hayatımızı hiçte aklımıza gelmeyecek şekilde yavaşlattı. Hepimizin artık öğrendiği gibi, bu virüs,hapşırma, öksürme, yüksek sesle konuşma ile de havaya yayılıyor. Artık hapşırma, öksürme ve yüksek sesle konuşma ile salımlanan damlacıklar, 1,5 metre mesafede olana ulaşıyor ve bilhassa kapalı ortam havalarında 20 dakika ile 3 saat arası askıda kalabiliyor.

Karşı karşıya olduğumuz pandemiyle ilgili ilk korunma tedbirinin de, 1,5 m sosyal mesafe ve maske kullanılması olduğunu biliyoruz artık işin uzmanlarının değerlendirmelerinden.

Şubat ortalarından bu yana başta medyanın savaşlar ve mülteci göçlerini geriye atarak yoğunlaştığı tek konu olan Koronavirüs ile mücadele tartışmalarını, açıklamalarını, teşhis yöntemleriyle ilgili konuşmaları takip etmeye çalıştım.

ARD extra, Die Corona-Lage, Panorama, After Corona Club, mehr/wert Das Magazin für Wirtschaft und Soziales, Tagesthemen, Fakt ist,Tageschau, Menschen hautnah, Hart aber fair, Maybrit Illner , maischberger. die woche, Markus Lanz, Münchner Runde, Robert-Koch-Institutes,  Exakt- Die Story, ZDF Spezial Corona-Krise in Deutschland, Monitor, "ZAPP Spezial" Journalismus in der Coronakrise, Frau TV, defacto, Panorama, Presseclub, Bericht aus Berlin, WDR Tagesgespaech, Report Mainz, Panorama 3 extra Die Corona-Krise, Das Wirtschafts- und Verbrauchermagazin, Kontrovers BayernTrend extra, Prof. Dr. Christian Drosten ie Coronavirus-Update programlarının virüsle ilgili kısımlarını izledim, dinledim, seyrettim ve de alıntı yapılan yayınları bazan detaylı bazan da hızlı bir şekilde okudum.

Uzmanlara kulak vermek ve çağrılara uymak

Konuyla ilgili konuşan politikacılar başta işin uzmanları olan dünyaca tanınmış olduklarını öğrendiğim, Virolog Prof. Christian Drosten, Prof. Dr. Virolog Hendrik Streeck, Virologe Prof. Alexander S. Kekulé , (RKI) Başkanı Prof. Dr. Lothar H. Wieler başta programlara katılan oldukça kalabalık tıpçı, sosyolog, filozof, ekonomist ve pedagoglara ne diyorlar diye kulak kabarttım.

Aldığım notlara baktığımda, tamamen yabancısı olduğum tıpla ilgili ve haddim nispetinde kafa yorduğum sosyoloji, psikoloji, ekonomi, politoloji, teoloji, antropoloji alanlarından bir yığın yeni bilgi toplamışım. Bu bilgiler ışığında, dünyada bundan sonraki hayat akışımızın nasıl olabileceği tahminini sizlerle paylaşırken, bunun uzmanların görüşleri olduğunu belirtmek isterim.

Gelecek, çok iyi gelmeyecek

Hiç şüphesiz ki, mukadderatı Allah bilir. Bizler ise cüzi irademizle yaşananlar ve şartlar ışığında gelecek okumaları yapabilir, tahminlerde bulunabiliriz. Buradan hareketle, artık hiç birşey eskisi gibi olmayacak. Hani, tarihe bakarken, Milattan Önce (M.Ö.) ve Milattan Sonra (M.S.) deriz ya, artık bundan sonra Korona’dan önce ve Korona’dan sonra diye başlayacağız değerlendirme cümlelerimize.

 

Virüsten korunmak için gönüllü tecritlerimiz, dünya insanlığının aile yapısını yeniden dizayn edecek. Aile içi şiddet dalgası eve kapanmaların neticesinde yaygınlaşırken, evlilik çözülmeleri boşanmalar tavan yapacak. Bunun toplumdaki sosyolojik karşılığını yaşayanlarımız görecek. Kadınlar için aile içi şiddet ve istismar mağdurlarına barınacakları yer hizmetinin yaygın olduğu Almanya’da, ilk defa aile içi şiddet mağduru erkeklere yönelik şimdilik telefonla danışma ve yardım merkezi bile açıldı.

Koronavisü’nün sebep olduğu dünya üretim merkezlerinin ya geçici kapanması ya da yavaşlamasının sebep olduğu maliyetini şimdilik kimse kestiremiyor. Almanya gibi gerçek manada sosyal devlet, ilk günden itibaren bu pandemiden ekonomik olarak etkilenen herkese geçici ayakta durabilmek için bu tür günlerde kullanılmak üzere hazır tuttuğu fonlarını devreye soktu. Bütçesine de ilave olarak toplamda 950 Milyar borçlanma ilave etti. Buna 16 eyaletin kendi bütçelerinde yaptığı maddi yardım ilaveler dahil değil. Bu paralar, salgının tıbbi ve sosyolojik kontrol altına alındıktan sonra, yani bu virüse karşı aşı devreye girinceye kadar (bunun da yaklaşık 1 buçuk yıl gibi zamanda olacağı kaydediliyor), ihtiyaç sahiplerine şartlarına göre dağıtılacak. Daha sonra bu paraların geri toplanmasına başlandığında, sosyoekonomik açıdan alt tabakayla orta direk başta, faturanın ödenmesine başlanacak. Bu uygulamalar başladığında, dar ve orta gelirliler yaşanacak hayat pahalılığından bunalacak ve beraberinde de çok ciddi sosyal kaoslarla karşı karşıya kalınılacak. İzinsiz yapamayan Alman toplumu, bu yıl ve gelecek 2021’i çok büyük bir ihtimalle artık, İtalya, Fransa Türkiye veya İspanya’da değil, balkonyada, küçük mini bahçelerinde iznini geçirecek.

Sosyal devlet, küresel krizdeki uygulamalarıyla kendini gösteriyor

Federal Maliye Bakanı Sholz, bu konunun gündeme geldiği daha ilk günlerde, ’’Şimdi bize düşen, ihtiyaç sahiplerinin pandemi sürecinde ayakta kalmalarını sağlamak. Yardımların geri toplama işlerini vakti zamanı geldiğinde konuşuruz’’ sözleriyle, kapatmıştı. Almanya bu yazının yazıldığı vakitlerde, kısmi tecrit sürecinin, okulların AVM'lerin, üretim sanayinin aşamalı olarak kaldırılmasını tartışırken, bunun kontrol edilememesi halinde ikinci ve ciddi kayıplara sebep olabilecek ikinci bulaşma dalgasının tehlikelerini tartışıyordu. Milyarların döndüğü futbol dünyası artık eskisi gibi onbinlerin sahalarda seyredildiği bir spor dalı olmayacak. Sanal dünyadan seyircisine ulaşmak isteyen futbol lobisi, birinci ligler hariç diğer ligleri adeta gözden çıkarmış vaziyette. Sonuç ise meçhul.

Yazdıklarımız sizlere kesin hüküm cümleleri gibi gelebilir. Komplo teorilerine itibar eden biri değilimdir. Olaylara rasyonel ve nesnel bakmaya yönelip buna alışmayı sevmediğimiz için, duyduğumuz, okuduğumuz cümleler kafa konforumuza ve düşünce parametrelerimize uymadığında genelde, sesli olmasa bile kendi kendimize en hafif ret olarak, ‘Hadii canım ya!’’ deriz. Yazımızı okumaya tenezzül edenlerimizin de böyle diyeceklerini bilerek tekrar yazıyorum: Evet, artık hiç birşey eskisi gibi olmayacak. Şimdiye kadar hayal bile edemediğimiz meslek türleri ortaya çıkacak. Sağlık, yazılım ve elektronik sektörü en önemli meslek grupları haline gelirken, robotlar hayatımıza girecek.

Uzmanlar, politikaya değil, reele bakıp konuşuyor

Başkanlığını Başkanı Prof. Dr. Lothar Wieler’in yaptığı Almanya'da bulaşıcı hastalıklar araştırma kurumlarından Robert Koch Enstitüsü (RKI), koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelede alınan tedbirlerin etkili olduğunu ve ulaşılan rakamları yani sonuçları her gün açıklıyor. Verilen rakamlarla ilgili de birileri çıkıp, ’’RKİ, hükümetin istediği rakamları açıklıyor’’ demediği gibi, başka birileri de, ’’Açıklanan rakamlar, hükümetimizin başarısını gösteriyor’’ sözleriyle olayı politize etmeyi aklına getirmeden, ortak çözüm yolları aranıyor. Kimsenin Şansölye Merkel adına yapılan açıklamaları rewit etme yarışına girmemesi, herhangi bir kilisede de VİP ibadetlerin yapılmaması ilginç Almanya’da. Ülke politik aklı, parti politikalarını dillendirmek yerine ortak bir dil oluşturarak karşı karşıya olunan pandemiyle ortak bir mücadele verirken, bu duruşla toplumda üstü küllenmiş dayanışma ruhunun yeniden tetiklenip canlandığı gözüküyor. Herkesin, Korona ile mücadelede neler yapabileceğini düşünüp, gönüllü ortak katkı çalışmasını hatırlaması, bu krizin ortaya çıkardığı en büyük bir kazanım gibi duruyor. Bunun kalıcı olup olmayacağını zaman içinde göreceğiz.

Çok kısa zamanda atlatılması mümkün gözükmeyen Koronavirüs ’e karşı, şimdiye kadar olduğu gibi kurallara mutlak uymaya devam etmeli ve disiplini bozmadan ’’Evde kalabilen evde kalmalı. Evden çıkanlarımız da sosyal mesafeyi kesinlikle korumalıyız. Hijyen kurallarına uymayı da ihmal etmemeliyiz. Bütün bu davranışlarımız, Kovid-19 salgınının yayılmasına karşı bize düşen en önemli tedbir yoludur.

Uzmanların ifade ettikleri rakamlara göre, Koronavirüs nedeniyle Almanya'da ekonomik faaliyetlerin bir haftalık durması 42 ila 57 milyar arası avroya maloluyor. Makroekonomi ve Konjonktür Araştırma Enstitüsü (IMK) Başkanı Sebastian Dullien, tedbir amaçlı getirilen sınırlamaların hafifletilmesinin aceleyle değil, iyi hazırlanmış adımlarla yapılması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyordu. Almanya Ticaret Odaları Birliği (HDE) yaptığı ilk tahmin açıklamasında, pandemiden ilk tahminlere göre 50 bin küçük işletmecinin iflas edeceğini açıkladı. Bir aylık kapanmanın sebep olduğu yaklaşık 30 Milyar Euro’nun telafi edilmesinin mümkün olmadığından bu sektörün ciddi kan kaybı yaşayacağını ve sadece burada yüz binlerce çalışanın işini ve aşını kaybedeceğine dikkat çekildi.

Pandemi, unutulmuş sosyal dayanışma ruhunu uyandırdı

Sosyoloji Profesörlerinden Martin Schröder, Koronavirüs’ünün meydana getirdiği pozitif bir etkiden bahsederek, ’’Yabancı biri olan virüs, toplumda dayanışma ruhunu tekrar uyarıp onun hayati varlığını hatırlattı bizlere’’ diyordu.

Gelecekle ilgili korkuyla karışık endişeler içinde olan toplum, her yönüyle öngörülebilir yarınlar bekliyor. Sağlık ve ekonomi insanlık tarihinde ilk defa bu kadar derinden ayrılamayacak bir şekilde iç içe girmiş durumda. Almanya’nın koronavirüs krizinden çıkması ve enfekte olmuş insan sayısının çok fazla artmaması bile ekonomik krizin aşıldığı anlamına gelmiyor. Zira ekonomi, hemen ‘Ben buradayım’ diye bağırıyor. En büyük geliri ihracat olan Alman sanayi, düşük dış talepten etkilenmeye devam edecek. Diğer bir alan inşaat sektörü, geçici işçilerinin yokluğunu yaşayacak. Yani demem o ki, ekonomik faaliyetlerin askıya alınmasının kontrollü sona ermesi bile sadece sınırlı bir ölçüde rahatlama manasına geliyor. Uluslararası tedarik zincirlerinin yeniden etkinleştirilmesi ve küresel ekonominin dengelenmesi çok uzun bir zaman alacak. Bu zamanın ekonomik faturası da tüketiciye kesilecek. Gidişat ciddi manada moral bozucu ve karamsarlık arz ediyor maalesef.

Kovid-19 ve sebep olacağı küresel açlık

Koronavirüs salgınının tavana çektiği başka bir sıkıntı da açlık. Uluslararası gerekli tedbirler alınmazsa, mevcut sayısı 822 milyon olan açlık yaşayan insanlara yakın bir zamanda, savaşların yaşandığı birden fazla yerlerden 130 milyonun daha katıldığı kıtlıklara şahit olma ihtimalimiz çok yüksek görünüyor. Yemen, Kongo, Lübnan, Suriye, Etiyopya ve Sudan gibi ülkelerde yaşananlara bakmak yeterli.

Yaşadığımız pandeminin etkilerinden bir diğeri de, tedbirler gereği üretim çarkının durması nedeniyle, zengin ülkelerde işsiz sayısında korkunç artışlar ile karşı karşıya kalınacak.

Artık medyada, yardım kurumlarından gıda yardımı almak için bekleyenlerin oluşturduğu yoğun kalabalıklı uzun kuyruklar, günlük hayatımızın sıradan resimleri olacak ve bunları ilk zamanlar yadırgayacak fakat çok kısa bir zaman sonra tıpkı savaş bölgelerinden görüntülerde olduğu gibi alışacağız.

Hayatımızda çok yerleri olmayan, BM Gıda ve Tarım Örgütü, Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Ticaret Örgütü’nün yetkilileri, hükümetlerin acil adımlar atmaması halinde pandemi nedeniyle dünyanın bir gıda krizi ile karşı karşıya gelebileceği uyarısı gerçekleştiğinde, tüketim malzemelerinde fahiş fiyat artışlarıyla karşı karşıya geleceğiz. Alım gücü zaten düşmüş insanların, bu zamlarla yaşayacağı sosyoekonomik ve sosyopsikolojik sıkıntıları varın sizler tahmin edin.

’’Maskelerimizi atıp, kendimiz olmalıyız!’’dan, ’’Maske takmalıyız!’’a gelmek.

Dünya ülkelerinin zaten mali sıkıntılar yaşadıkları bilinen küçük çiftçilerinde üretim, epideminin etkisinden dolayı gelecek mevsim için ihtiyaç duydukları tohumları bile ulaşamayacaklarından çok ciddi düşecek ve onların birçoğu da buradan geçinemediği için alanı terk edecek. Ülkeler de kendi iç ihtiyacına yöneleceğinden, dıştan gelenle beslenen ülkelerde beslenme ürünleri krizi şimdiden programlanmış gibi insanlığı bekliyor.

Pandeminin tehlikeleri ile yüzleşme zamanındayız. Haz ve hız konforumuzun sonucu çevreye verdiğimiz ve bugün çeşitli bedelini ağır ödediğimiz zararları masaya yatırarak ciddi bir şekilde düşünmeye mecburuz. Korona öncesi psikologlar her dem, ’’Maskelerimizi atıp, kendimiz olmalıyız!’’ tavsiyelerini korona esnasında ısrarla adeta ağız birliği etmişçesine, ’’Maske takmalıyız!’’ diyorsa, bu pandeminin şakası yok, tüm uyarıları ciddiye alıp uygulamalı ve sonra da tevekkül etmeliyiz... (Referans 55)

Kaynaklar: Konuyla ilgili konuşan politikacılar başta işin uzmanları, Virolog Prof. Christian Drosten, Prof. Dr. Virolog Hendrik Streeck, Virologe Prof. Alexander S. Kekulé , Prof. Dr. Lothar H. Wieler, Dr. Marieke Degen, Prof. Dr. Mojib Latif Meteorolog, Prof. Dr. Lars Feld, Ekonomist, Virolog Stephan Becker, Psikolog Berthold Meyer, Ranga Yogeshwar, Prof. Dr. Susanne Herold, Dr. Sibylle Katzenstein, DİW Başkanı Marcel Fratzscher, Sosyolog Peter Weiß, DGB Başkanı Reiner Hoffmann, GEW, Leopoldina Waltraud Weegmann, Dr. Hartmut Göbel, Dr. Heike Melzer, Karl-Friedrich Frese Sosyolog, İletişimci Wiebke Loosen, Soziolog Harald Welzer, Ökonom Thomas Straubhaar, Claudia Kemfert, Sosyolog Dr. Matthias Horx, (RKI) Başkanı Prof. Dr. Lothar Wieler, Epidemolog Prof. Dr. Karl Lauterbach, Sosyolog Dr.Ulrich Schneider, ifo Başkanı Prof. Dr. Clemens Fuest, Hukukçu Sarah Tacke, Dr. Patrick Hünerfeld, Biolog Dr. Stefanie Suchy, Prof. Dr. Georg Felser, Psikolog Dr. Lothar Zimmerman, Psikolog Prof. Dr. Ulrich Hegerl, Kriminolog Prof. Dr. Christian Pfeiffer, Teolog Dr.Margot Käßmann, İktisatçı Marcel Fratzscher , Çevreci Johannes Hano, Patolog Prof. Klaus Püschel, Hukukçu Reinhard Merkel, Bilim Gazetecisi Mai Thi Nguyen-Kim, Prof. Dr. Klaus Rheinhart , Prof. Dr. Dirk Brokmann, Dr. Sandra Ciesek, Prof. Dr. Ulrike Lüken, Dr. Frank Ulrich Montgomery, Dr. Susanne Johna, Dr. Kristin Shi-Kupfer, Dr. Eckart von Hirschhausen, Dr. İsabelle Oberbeck, Dr. Svenja Flasspöhler, Dr. Wolfram Richter, Prof. Dr. Gernot Marx, Dr. Christoph Thiele, Andreas Jonsson, Prof. Dr. Jonas Schmidt-Chanasit Virolog, Andreas Wasterfellhaus, Prof. Dr. Tm Meyer, Prof. Dr. Lars Schaade RKI, Stephan Wassmuth, Maike Finnern, Virolog Prof. Dr. Gérard Krause, Dr. Thomas Schimke, Virolog Prof. Melanie Brinkmann, Dr. Stefanie Holm, Dr. Martin Ehlers, Sandra Navidi, Richard David Precht.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DİTİB Eyalet Birliği’ne Yılmaz Yıldız tekrar başkan seçildi
DİTİB Eyalet Birliği’ne Yılmaz Yıldız tekrar başkan seçildi
DİTİB Selimiye Camii
DİTİB Selimiye Camii "Dünya Temizlik Günü" etkinliğine katıldı