2021 Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre Yılı
Veyis Güngör

2021 Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre Yılı

Bir garipsin şu fenada, gülme gülme, ağla gönül!
Derdin dahi çoktur senin, gülme gülme, ağla gönül!

 

2021 yılı, kültür ve medeniyet tarihimizin önemli temel taşları arasında yer alan Hacı Bektaşi Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre yılı olarak ilan edildi. Türkiye tarafından yapılan teklif, Azerbaycan, İran İslam Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Özbekistan ve Romanya’nın da desteği ile  UNESCO 40. Genel Konferansı İdari ve Mali İşler Komisyonu tarafından kabul edildi. Çünkü 2021 yılı, Hacı Bektaş Veli’nin Vefatının 750. Yıl Dönümü, Yunus Emre’nin Vefatının 700. Yıl Dönümü ve Ahi Evran’ın Doğumunun 850. Yıl Dönümüdür.

Bu çerçevede, 2021 yılında  Türkiye başta olmak üzere, öneriye destek veren ülkeler, kültür ve gönül coğrafyamız ve tabiki  Avrupa’da da, Sırat-ı müstakim yolunda üç akraba yoldaş olarak da bilinen Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre hakkında programlar yapılacak.

Hiç şüphesiz, günümüzde, Piri Türkistan Hoca Ahmed Yesevi ilhamıyla, Anadolu’yu şekillendiren ve dahi bu misyonun Balkanlara da ulaşmasında önemli rol oynayan gönül insanlarının anılması bir çok yönden önem arzetmektedir. Bunlardan ikisi şöyledir. Birincisi elbette, Türkiye’nin önerisine destek veren kültür coğrafyamızdaki ülkelerin tavrı ve bu değerleri paylaşmalarıdır. İkincisi ise, içinde yaşadığımız salgın süreciyle, çaresiz kalan insanın yeniden Allah, tabiat ve insan ilişkisini sorguladığı bir anda, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre öğretilerinin gündeme taşınmasıdır.

İşte, ikinci şık doğrultusunda, bu hafta, moderatörlüğünü, Almanya’dan Cemaleddin Özdemir ve Hollanda’dan Kamil Saygı’nın ortaklaşa yaptıkları üçüncü çevrimiçi toplantımızı gerçekleştirdik. Toplantının konusu “Yunus Emre’nin Şiirlerinde Modern Yorumlar” ve konuşmacısı da Yusuf Yıldırım hoca oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olan Yusuf Yıldırım, öğretmenlik yaparken Yunus Emre çalışmaları da yapıyor. Hocanın bu bağlamda “Risaletü`n Nushiyye ve DİVÂN-I YÛNUS EMRE Karaman Nüshası” çalışması dikkat çektiği gibi, alanında da iddialı bir çalışma olarak görülüyor.

Yusuf Yıldırım hoca, uzun sayılabilecek sunumunda bize, bu ünlü eser hakkında, kısaca bilgi verdikten sonra, ağzımıza bir parmak bal sürdü adeta. Tüm katılımcıların, hatta Türk halkının önemli bir bölümünün Yunus Emre’yi bildiğini ya da duyduğunu söyleyip, direk DİVAN-I YUNUS EMRE okumalarına geçti. Sunum esnasında, belki kendisi fark etmedi ama, Karaman’ın bir yiğit evladı olarak, Yunus’la günlük iletişime girdiğini, sohbet ettiğini, hatta Yunus’un söylediği bir cümle üzerine günlerce düşündüğünü söyledi. Arkadaşlarıyla zaman zaman bir araya gelip, Yunus Emre Divan-ı çalışmaları yaptıklarını, modern ifadeyle Yunus’a konsantrasyon olduklarını söylüyor Yusuf hoca.

Elbette, DİVAN-I YUNUS EMRE aylarca, belki yıllarca okunacak bir eser. Her kelimesi, her cümlesi her beyiti yorumlanarak okunmalı. Ancak biz, Yusuf Yıldırım hocanın bir dibace olarak anlattığı ve aklımızda kalan, üç beş kavramı burada iktibas etmekle yetinelim.

Yunus, bir öğüd kitabı olan Divanı’na, varoluşla yani Hz. Adem’in yaratılmasıyla başlar. Toprak, hava, su ve ateş dörtlüsü insanın mayasını oluşturur. Seçkin akıl, ahiret aklı ve devlet aklından bahseden Yunus, aklı yükseltmek için, mutlaka bir işle, sanatla, uğraşmamızı öneriyor. Bilgi edinmede, İlmel yakın, Hakkel yakın ve Aynel yakın derecelerinden bahseden Yunus, bu şekilde bilgi edinme türünün Hz. Adem’de olduğu gibi, her insanda da var olduğunu söylemektedir.

“iki sultan durur sana havale
diler her birisi milki ol ala”

beyitiyle, Yunus, insanın içinde iki sultan, iki kuvvet dengesi bulunduğunu, ruhumuzu bunlardan birisinin ele geçirecek diyor.

Yusuf hocanın sunumunda, Yunus’un ‘kibir’, ‘öfke’, ‘akıl’, ‘tamahkarlık’ ‘sabır’ gibi kavramlarını yorumlama şeklini dinlerken, ‘tevekkül’ kavramını da Hz. Yusuf’un kuyuda aklını kullanarak Rab’bine teslim oluşuyla açıkladı. Allah’ın yarattıklarının, her an Allah’tan bir şeyler istediğini ve Allah’ın da bu istekleri yerine getirdiğine dikkat çekildi

Yunus’un şiirleri ise, bugün geçerli ve kullanılan kavramlar ile şöyle yorumlanabilir: planlama, stratejik düşünme, yeni plan ve projeler, inovasyon, her gün yeni bir düzen, çözüm ve netice odaklı çalışmak, doğru yaşama kılavuzu, rehberi, kişisel gelişme…

Yunus’un bir başka özelliği ise, şiirlerinde kişileri değil, değerleri eleştirmesi. Ya da kendisini eleştirmesidir.

Yusuf Yıldırım hocanın sunumunda dikkatlerden kaçmayan bir başka detay ise, Servet Somuncuoğlu’ydu. Bilindiği gibi, Somuncuoğlu, Türklere taşları sevdiren, “Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler” eseriyle, Türk tarih çalışmalarına yeni bir vizyon veren bir araştırmacıydı. 2012 yılında, Türkiye Hollanda diplomatik ilişkilerinin 400. Yıldönümü faaliyetlerinin sonuncusunda, misafirimiz olan Servet Somuncuoğlu’nun, elimizde sadece o büyük kitabı hatıra olarak kaldı. Bu vesileyle, usta araştırmacıyı rahmetle anar, ruhunun şad ve mekanının cennet olmasını dilerim.

Evet, Yusuf Yıldırım hoca “Risaletü`n Nushiyye ve DİVÂN-I YÛNUS EMRE Karaman Nüshası” çalışmasından ağzımıza bir parmak bal sürdü. Kelimenin tam anlamıyla tadı damağımızda kaldı. Devamının geleceğinden şüphemiz yok elbette. Tabiki, Yusuf hoca, Yunus Emre ile günlük on yedi saate uzayan sohbetlerinden fırsat bulabilirse…

2021 yılı, yukarıda da değinildiği üzere, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre yılı. dolayısıyla, 2021 yılı, bu üçlünün de dahil olduğu ve on üçüncü yüzyılda ortaya konulan insan tasavvurunun, yeniden anlaşılması ve elbette güncellenmesi için önemli bir fırsat olarak görülmelidir. Çünkü, bu insan tasavvuru, hem insanlığın içinden geçtiği zor zamanlar için, hem de ülkemizin tarih sahnesinde üstlendiği yeni vizyon için de önemlidir. Ayrıca, yeni bir medeniyet tasavvurumuzun tekamülü ve ‘Türkiye-Türkistan düşünce irtibatını kültürel sürekliliği’ için de, tepside sunulan bir nimettir. Hele, yeni bir gelecek perspektifi hayali ve çırpınışında olan Avrupa Türkleri için ise olağanüstü bir imkândır.

O zaman, topyekün, devlet ve millet, tüm ilgili kurum ve kuruluşlar, bilhassa Yunus Emre Enstitüleri ve insanlığın geleceği için iddiası ve söyleyecek sözü olanlar, 2021 yılını en verimli bir şekilde değerlendirmelidirler. Hasseten, Yunus’u paylaşma mücadelesinde iddialı olan iki şehirden biri, Karaman’ın, 2021 yılında, her türlü performansı ortaya koyup, Karaman Yunus Emre Araştırmaları Enstitüsü’nü hayata geçirmeleri gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Almanya'da Eğitim Diplomasisi ve Veli Bilgilendirme Seminerleri
Almanya'da Eğitim Diplomasisi ve Veli Bilgilendirme Seminerleri
Egetürk ve Efepaşa tutkunlarına güzel haber
Egetürk ve Efepaşa tutkunlarına güzel haber